<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Andreklam.com.tr; Gazete Reklam, Hürriyet, Sabah, Posta, Habertürk, Zaman, Cumhuriyet Seri ilan</title>
	<atom:link href="http://www.andreklam.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.andreklam.com.tr</link>
	<description>Gazete ilan noktanız...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Sep 2010 06:19:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>ingiltere zirvede</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/ingiltere-zirvede/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/ingiltere-zirvede/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 06:19:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1031</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere Milli Takımı, 4-0’lık Bulgaristan galibiyetinin ardından İsviçre’yi de 3-1’lik skorla devirmeyi başardı EURO 2012 Elemeleri&#8217;nde G Grubu&#8217;nda yer alan İngiletere, deplasmanda İsviçre&#8217;yi 3-1 mağlup ederek, 2&#8242;de 2 yaptı. İngilizler, maçın 10. dakikasında Rooney ile öne geçti. 69&#8242;da Adam Johnson farkı ikiye çıkardı. 71&#8242;de İsviçre&#8217;nin genç yıldızı Xherdan Shaqiri, ceza sahası dışından attığı muhteşem golle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> İngiltere Milli Takımı, 4-0’lık Bulgaristan galibiyetinin ardından İsviçre’yi de 3-1’lik skorla devirmeyi başardı<br />
EURO 2012 Elemeleri&#8217;nde G Grubu&#8217;nda yer alan İngiletere, deplasmanda İsviçre&#8217;yi 3-1 mağlup ederek, 2&#8242;de 2 yaptı.</p>
<p>İngilizler, maçın 10. dakikasında Rooney ile öne geçti. 69&#8242;da Adam Johnson farkı ikiye çıkardı. 71&#8242;de İsviçre&#8217;nin genç yıldızı Xherdan Shaqiri, ceza sahası dışından attığı muhteşem golle skoru 2-1&#8242;e getirdi. Darren Betn, 88. dakikada karşılaşmanın skorunu 3-1 olarak belirledi.</p>
<p>İsviçre&#8217;de Lichtsteiner, 65. dakikada ikinci sarıdan kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.</p>
<p>Bu galibiyetle 6 puana yükselen İngiltere, grup liderliğini sürdürdü. İsviçre ise evinde rakibine boyun eğerek, 2 maçından da puan çıkaramadı.</p>
<p>kaynak: Ensonhaber.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/ingiltere-zirvede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mercedes C Coupe testte kamuflajlı görüntülendi</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/mercedes-c-coupe-testte-kamuflajli-goruntulendi/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/mercedes-c-coupe-testte-kamuflajli-goruntulendi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Sep 2010 07:16:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1029</guid>
		<description><![CDATA[BMW 3 serisi ve Audi A5 ile rekabet etmesi için hazırlanan Mercedes C Coupe, casus fotoğrafçılara yakalandı. C serisine oranla daha dar farları ve LED sinyalleri ile dikkat çeken aracın ön tampon tasarımı da daha sportif bir görünüme sahip. Motor seçenekleri sedan kardeşi ile aynı olacak aracın AMG versiyonu da yakın zamanda asfaltı kazımaya başlayacak. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BMW 3 serisi ve Audi A5 ile rekabet etmesi için hazırlanan Mercedes C Coupe, casus fotoğrafçılara yakalandı.</p>
<p>C serisine oranla daha dar farları ve LED sinyalleri ile dikkat çeken aracın ön tampon tasarımı da daha sportif bir görünüme sahip. Motor seçenekleri sedan kardeşi ile aynı olacak aracın AMG versiyonu da yakın zamanda asfaltı kazımaya başlayacak.</p>
<p>kaynak: Ensonhaber.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/mercedes-c-coupe-testte-kamuflajli-goruntulendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niang milli maçta resmen şov yaptı</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/niang-milli-macta-resmen-sov-yapti/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/niang-milli-macta-resmen-sov-yapti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 06:36:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1027</guid>
		<description><![CDATA[2012 Afrika Uluslar Kupası Elemeleri&#8217;ndeki Kongo-Senegal maçına Fenerbahçeli Niang damga vurdu. Fenerbahçe&#8217;nin yeni transferlerinden Mamadou Niang, Afrika Uluslar Kupası eleme grubu maçında Senegal Milli Takımı&#8217;nın Demokratik Kongo Cumhuriyerini 4-2 mağlup ettiği karşıaşmada biri penaltıdan olmak üzere 3 gole imza atarak takımının aldığı galibiyette başrol oynadı. Golcü futbolcu karşılaşmanın 12, 19 ve 68. dakikalarında fileleri havalandırmayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2012 Afrika Uluslar Kupası Elemeleri&#8217;ndeki Kongo-Senegal maçına Fenerbahçeli Niang damga vurdu.</p>
<p>Fenerbahçe&#8217;nin yeni transferlerinden Mamadou Niang, Afrika Uluslar Kupası eleme grubu maçında Senegal Milli Takımı&#8217;nın Demokratik Kongo Cumhuriyerini 4-2 mağlup ettiği karşıaşmada biri penaltıdan olmak üzere 3 gole imza atarak takımının aldığı galibiyette başrol oynadı.</p>
<p>Golcü futbolcu karşılaşmanın 12, 19 ve 68. dakikalarında fileleri havalandırmayı başardı. Senegal&#8217;in son golü ise Sow&#8217;dan geldi.</p>
<p>kaynak: internethaber.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/niang-milli-macta-resmen-sov-yapti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gördüklerinizi nasıl analiz ediyorsunuz?</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/gorduklerinizi-nasil-analiz-ediyorsunuz/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/gorduklerinizi-nasil-analiz-ediyorsunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:01:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1025</guid>
		<description><![CDATA[Bir şey sürekli işlendi, ‘Başbakan Diyarbakır&#8217;da nasıl bir mesaj verecek?’ Bunun üzerine şöyle mi der, böyle mi der? Dün geceye varıncaya kadar devam eti. Biz de kendilerine batıda ne konuştuysak doğuda onu konuşuruz dedik. Fakat Diyarbakırımıza yönelik mesajı da bugün söyledik. Malum Diyarbakır Cezaevi&#8230; Bu konu ile ilgili açıklama yaptık. Bir diğer konu özellikle Diyarbakır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir şey sürekli işlendi, ‘Başbakan Diyarbakır&#8217;da nasıl bir mesaj verecek?’ Bunun üzerine şöyle mi der, böyle mi der? Dün geceye varıncaya kadar devam eti. Biz de kendilerine batıda ne konuştuysak doğuda onu konuşuruz dedik. Fakat Diyarbakırımıza yönelik mesajı da bugün söyledik. Malum Diyarbakır Cezaevi&#8230; Bu konu ile ilgili açıklama yaptık. Bir diğer konu özellikle Diyarbakır Havalimanı’na yönelik bir müjdemiz vardı,  onu açıkladık. Diyarbakır’a yeni cezaevinin de 2011 programına alacağımızı söyledik. En çok mutlu eden şey katılımdı, heyecandı. İktidarımızda Güneydoğu ve Doğu Anadolu ile ilgili olarak hak ve özgürlükler konusunda aldığım tepkiydi. OHAL, Çekiç Güç söz konusu olunca hafıza yenilenmesi oldu.</p>
<p>Bölgedeki baskıyı nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? O insanlar demokratik sürece katılmak istiyor ama&#8230;</p>
<p>Burada fiili bir durum var.</p>
<p>Örgütten korkuyorlar&#8230;</p>
<p>Aynen öyle. Burada halk devletiyle bütünleşmeli. Bu demokratik hakkını ne pahasına olursa olsun kullanmalı. Biz de devlet olarak alınması gereken önlemleri almalıyız. Tüm tedbirleri aldık. Vatandaşımız bu süreci bir fırsat bilmeli ve bunu en güzel şekilde değerlendirmeli. Bilboard gördüm: Sandık üzerinde çarpı işareti. Demokrasi mücadelesi veren bir parti sandığa çarpı koyar mı? Bir siyasi parti demokrasiyi kabullenmişse sandığı yok kabul edemez. Türkiye bu otoriter yapıdan kurtulmanın mücadelesini verdi. Biz ikinci sınıf bir demokrasi istemiyoruz. Bunun mücadelesi veriliyor. Bu anayasa değişikliği bunun zeminini hazırlıyor. Daha geniş tabanlı bir anayasa değişikliği hazırlıkları var. Yeni dönemde oluşacak olan kadro&#8230; Belki milletimiz bize ‘Tek başına bunu yapın’ der. Daha geniş bir uzlaşma ile bunu yapma şansımız olursa seve seve onlarla beraber yaparız. Çok güçlü bir anayasayı inşallah ülkemize kazandırırız.</p>
<p>Öcalan&#8217;la görüşüldüğü iddiası var&#8230; Ama burada böyle düşünülmüyor.</p>
<p>Burada muhalefet bilgi kirliliği yaratmanın gayreti içinde. Acaba evet oylarını nasıl eksiltiriz gayreti içindeler. Burada feraset var ya&#8230; Ben halkımın ferasetine çok güveniyorum. CHP millete her zaman ‘bidon kafalı’, ‘göbeğini kaşıyanlar’ demiştir. Bu millet CHP&#8217;yi tek başına iktidar yapmamıştır, yapmayacaktır. Güneydoğu’ya bakalım, 91-95 yıllarına baktığımız zaman burada ciddi manada faili meçhuller vardı ve o dönemde iktidarın ortağı SHP idi. Bu dönem içinde faili meçhuller almış başını yürümüştür. Ne yaparsan yap yanlış bir rolü üstleniyorsun. CHP hiçbir zaman sağlıklı bir yapının oluşmasına vesile olmamıştır. Millet buna bakıyor. Şimdi devamlı bilgi kirliliği, üst üste yalanlar&#8230; Benim milletim bunları yutmuyor. Katılımı gördünüz. Bu katılım bir şeyleri ortaya koyuyor. Yatırımlar, özgürlükler, OHAL,  Çekiç Güç bu dönemde kalktı, DGM&#8217;ler bu dönemde kalktı.</p>
<p>Gerçekten bir görüşme yapıldıysa bu örgütün siyasi kanadının referanduma katılması gerekiyor&#8230;</p>
<p>Bu teoriyi işleyenler bizden önce iktidardaydılar. Terörist başını onlara teslim ettiler. İmralı&#8217;ya götüren onlar. Hiç görüşme yapılmadı mı? Ama silahlı kuvvetler, ama istihbarat. Devlet bu görüşmeleri yapar. Ama siyasi kurum, bizler bu işin içinde asla bulunmayız. Terörü çözmek için devlet bu adımları atar. Her ülkede yapılmış olanlardır. İspanya ve İngiltere&#8217;de muhalefetle işbirliği içinde yapılır. Ama biz bunu hiçbir zaman yapamadık. Eylemsizlik kararı alınıyorsa o zaman niçin boykot ediyorlar. Tam aksine demokratik hakkını kullanması lazım.</p>
<p>300 milyar dolarlık silah almışız, 1980-2010 arasında&#8230; Teröre o kadar büyük bir para akıyor ki&#8230; 30 milyar dolar da komisyon alınıyor, bu para nerede?</p>
<p>Böyle bir şeyin olup olmadığını bilmiyorum. Biz dönemimizde aracılar vasıtasıyla asla konuşmadık. Skorsky&#8217;nin kendisiyle konuştuk. Bu görüşmeleri direkt yapıyoruz. Böyle dahi olsa şu anda ne gibi bir harcama yapıldı derseniz rakam çok daha büyük. 400-450 gibi rakamlara ulaşmışız. Bu paralar bölgeyi ihya ederdi. Özellikle ben bölge halkıma sesleniyorum, bu terörle mücadelede el ele vermemiz lazım. Sadece bu harcama ile bitmiyor. Yatırımcı bölgeden kaçıyor. İstihdam noktasında da bir eksiklik kalmayacaktı. Bunları bizim çok iyi değerlendirmemiz lazım. Yatırım güven ister. İstikrar bölgede sıkıntılı. Bu iki sihirli kelime yatırımda çok önemli. Silah tüccarları, baronlar ciddi manada kazanıyor.</p>
<p>Bundan sonra bölge ile ilgili nasıl bir strateji geliştirmeyi düşünüyorsunuz?</p>
<p>Çok açık ortaya koyayım. Bizim bir defa ülkemizin üniter yapısı üzerinde bir operasyon düşünmemiz akıl kârı değil. Muhalefet bilgi kirliliğini yürütmeye devam ediyor. Orta Anadolu’da prim yapmak istiyorlar. 14 Ağustos 2001&#8242;de, daha yeni yola çıktığımızda bunu söyledik: Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek millet&#8230; Bundan neden rahatsız oluyoruz ki? Tek millet derken kimliklerin fazlalılığı bizi rahatsız etmiyor. Herkes kimliğiyle övünebilecek. Bunlar aynı zamanda da saygındır. Bu kadar farklı etnik yapı tek çatı altında toplansın: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı. Bunların bizi rahatsız etmemesi lazım. Bu bayrağın kırmızı rengi sadece Türkün kanı değil, burada Kürdün de, Boşnağın da Arabın da kanı var. Bunu Çanakkale&#8217;ye gittiğimiz zaman orada görürüz Bu  bayrağın al rengi onlardan oluşmuştur. Bunu böyle kabullenmemiz lazım.  Tek vatan diyoruz. Türkün ne kadar hakkı varsa Kürdün de, Arabın da&#8230; hepsinin aynı derece hakkı var. Kendimizi belli bir yere sıkıştırmanın ne anlamı var? Tek devlet diyoruz. Örneğin Amerika&#8230; Zenci-beyaz ayrımından arınmış bir Amerika var, Obama şimdi başkan&#8230; Tek dil… Resmi dil olarak evet, Türkçe. Ama herkes kendi dilini rahatlıkla konuşabilmeli. Siz resmi dil olarak Türkçe&#8217;yi koymazsanız bu ülkede birliği dağıtırsınız. Burada ciddi bir tuzak var. O tuzağa benim Kürt kökenli vatandaşlarımın düşmeyeceğine inanıyorum. Eserler yazabilirler, şimdi üniversitelerde bölümler açılıyor. Bunda hiçbir sıkıntı yok. Ama resmi dil Türkçe&#8217;dir.</p>
<p>Ana dilde eğitim ile ilgili soru işaretleri de var. Okuyacağız, ama nasıl çalışacağız diyorlar&#8230;</p>
<p>Dünyada egemen olan dil İngilizce. Şimdi İngilizce’yi bilmeyen bir insanın çektiği sıkıntıyı düşünün. Aynı duruma benziyor. Hele hele kendi vatanında&#8230; Siz hakim olan dili bilmeyeceksiniz&#8230;</p>
<p>‘Siz de buralara gelebilirsiniz’ dediniz konuşmanızda&#8230;</p>
<p>Bazı Kürt kökenli vatandaşlarım, ‘Kürtler sürece katılmıyor’ diyor. Bir baskı oluşturulmuş. Parlamentonun içinde 100&#8242;e yakın Kürt kökenli milletvekilimiz var. Sürece katkıda bulunuyorlar. Bugün yargıda Kürt kökenli vatandaşlarım var. Eğitim sisteminin içinde on binlerce Kürt kökenli vatandaşım var. Yok diyenler şu anda bu noktadalar. Yargıda benimle ilgili onayı veren farklı mezhebe mensup kişilerin bulunduğu bir daireydi. Sonra bu kişiler CHP&#8217;de görev de aldılar. CHP&#8217;nin gelişindeki o kadrolaşma mantığında bunlar yatıyor.</p>
<p>Ben yargı kararlarına saygı duyulması gerektiğinde duyarım. Yargı kararlarına uymak mecburiyetindeyim. Bir başbakan olarak bile kabullenemediğimiz birçok kararlara uymak zorunda kalıyoruz. İdare mahkemeleri, Danıştay bizim atadığımız valileri yerine atıyor. Bir şube müdürünü bir bakanım görevinden alıyor, tekrar iade&#8230; Bunun hesabını millete biz veriyoruz. Bu 12 Eylül Türkiye&#8217;nin aynı zamanda idarede de ciddi manada güçlenmesini sağlayacak. Demokrasinin güçlenmesi için ‘Evet’ çok büyük anlam taşıyor.</p>
<p>Özerk kurumlara müdahale edemezsiniz, BDDK, IMKB&#8230; ama hesabını siz verirsiniz&#8230;</p>
<p>Anayasada değişikliği nasıl yapıyorsan, onlarda da değişiklik yaparsın. İşleri ilgili bakanlıklarla paralel götürebiliyor. Ama yargıda öyle değil. Burada tabi yargıçlar devletine doğru gidiş mantığı var. Bu engellenecek diye karşı kampanya yürüyor. Ben tabii milletimin ferasetine güveniyorum. Bizim güvenimizi boşa çıkarmayacak diye düşünüyorum. Halkımızın geleceği burada çok önemli.</p>
<p>Bu iki madde yargıçlar devletinin önünü kesecek mi?</p>
<p>Belli bir kesimin arka bahçesi olmayacak. CHP&#8217;nin bu iki madde dışında ‘Evet’ deriz mantığında bu yatıyordu. AYM tamam dedi, bunu bile kabullenemiyorlar. Yine istediklerini alamadılar.</p>
<p>12 Eylül&#8217;ü gören herkes referanduma katılır, deniyor Diyarbakır&#8217;da&#8230; 12 Eylül&#8217;le ilgili sizin görüşünüz nedir?</p>
<p>12 Eylül&#8217;ün arifesinde Selimiye&#8217;den, Metris&#8217;ten, Alemdağ&#8217;dan bu arada karakollardan geçtim. Şimdi bütün bunlarla beraber orada olanları da yaşadım. Bana gelip bazı şeyleri anlatsalar buradan gelip buradan çıkar. Çünkü yaşadım ben. Muhalefetin başındakiler böyle bir şeyi yaşamadılar. Sayın Baykal yaşadı, tamam. Sayın Bahçeli, Sayın Kılıçdaroğlu böyle bir şey yaşamadı. Bağımsız ülkücüler şu anda ‘Evet’ diyorlar. Merhum Türkeş hayatta olsa o da Evet derdi. Merhum Türkeş&#8217;in oğlu farklı şeyler söylüyor. Çünkü tam terörist başının idamdan kurtulduğu dönemde yaptığı açıklamalar var. Şimdi Tuğrul Türkeş&#8217;in o günkü açıklamalarıyla bugünkü açıklamaları siyasete yakışmıyor. O yüzde bağımsız ülkücülerin tavırları takdire şayan. Aynı şekilde daha farklı açıklamalar da bu dönemde gelebilir. Ben bu süreçten ayrıca memnunum. Bu bir kırılma noktasıdır anlayışını paylaşan kesim var. CHP&#8217;ye, MHP&#8217;ye oy veren kardeşlerimden geliyor. Aynı şekilde BDP&#8217;ye oy veren vatandaşlarım. Kürtlerin temsilcisi BDP diye bir şey yok. AK Parti&#8217;de BDP&#8217;yi katlayacak Kürt kökenli vekillerim var. BDP bu bölgeye ne veriyor. Gerçekçi olacağız. Bu işin lafının edilmesi bir şey kazandırır mı? Biz 12 Eylül&#8217;de partileri oylamayacağız. Evet veya Hayır diyeceğiz. BDP ne diyor? Oraya gitmeyeceksin diyor. Bu benim milli irademi ipotek altına almaktır. Ben niye irademi bir partinin ipoteği altına koyayım. Ama bakın bağımsız Kürt aydınları da çıkıp Evet diyor.</p>
<p>Bunlarla ilgili dokunulmazlığın kaldırılması iade-i itibardır. Biz bunu en azından yerine getirmiş oluyoruz.</p>
<p>“Bitaraf olan bertaraf olur” sözünüz çok tartışıldı&#8230;</p>
<p>Bugünkü BDP&#8217;nin durumunu da izah ediyor aynı zamanda. Anti demokratik bir yaklaşım tarzı. Bitaraf olunca ne olacak? Sandığa gitmeyerek bitaraf olacaktır.</p>
<p>Çok ağır eleştiriler de yapıldı.</p>
<p>Biz başka bir şey de söyledik. Bırakın gitsinler sandığa. İster evet desinler, ister hayır desinler. 2001&#8242;de tavrını koydun, şimdi de koy. Gazetelere ilanlar veriyorsunuz&#8230; Tavrını koy ortaya. Biz bunu görüşürken sizinle de görüştük. Kalktık, ekonomik sosyal konseyi buraya dahil ettik. Sizin teklifinizle bunu yaptık. Aynı şey sendikalar için de geçerli. Bütün bunları yapacaksın. Ondan sonra diyeceksin ki biz bu işin için de yokuz. Hayır da diyebilirsiniz, evet de diyebilirsiniz. Demokrasiyi kavramak çok farklı bir şey. Olduğunuz gibi görüneceksiniz. Olay budur.</p>
<p>Ben dışarıdan gelsem sizi sol politikacı olarak tanımlarım&#8230; Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p>Biz sosyal adaletçi bir politika izliyoruz. Liberal ekonomi diyoruz ama sosyal adaletçi bir politika izliyoruz. Sol &#8211; sağ alışılmış anlamda bitti. Merkezde biz varız. Geçmişte söylediğiniz noktalarda burada sosyal hukuk devleti anlayışını biz burada izliyoruz.</p>
<p>kaynak: Ensonhaber.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/gorduklerinizi-nasil-analiz-ediyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Araştırmalar deodorantların meme kanserine yol açtığını ortaya koydu.</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/arastirmalar-deodorantlarin-meme-kanserine-yol-actigini-ortaya-koydu/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/arastirmalar-deodorantlarin-meme-kanserine-yol-actigini-ortaya-koydu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 06:47:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1023</guid>
		<description><![CDATA[Araştırmalar deodorantların meme kanserine yol açtığını ortaya koydu. İngiltere de Reading Üniversitesi nden bir grup bilim adamı tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, deodorantların meme kanserlerine yol açabileceğini ortaya koydu. Journal of Applied Toxicology adlı tıp dergisinde yer alan araştırmanın, bilim dünyasında yeni tartışmalara yol açacağı belirtiliyor. Araştırmacıların 20 meme tümörünü inceledikleri, 18 inde, parabens olarak bilinen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmalar deodorantların meme kanserine yol açtığını ortaya koydu.</p>
<p>İngiltere de Reading Üniversitesi nden bir grup bilim adamı tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, deodorantların meme kanserlerine yol açabileceğini ortaya koydu.</p>
<p>Journal of Applied Toxicology adlı tıp dergisinde yer alan araştırmanın, bilim dünyasında yeni tartışmalara yol açacağı belirtiliyor.</p>
<p>Araştırmacıların 20 meme tümörünü inceledikleri, 18 inde, parabens olarak bilinen sentetik kimyasalın bulunduğunu tespit ettiği öne sürüldü.</p>
<p>Bilim adamları, ilk kez parabens adlı kimyasalın tümörlerin içindeki varlığının tespit edildiğine işaret ederken, araştırma sonuçlarını Journal of Applied adlı dergiden alıntı yaparak yayımlayan The Observer, Bu araştırma yanıt vermekten ziyade, soruları artırıyor yorumunda bulundu.</p>
<p>Reading Üniversitesi bilim adamlarının, insanlar tarafından üretilen kimyasal maddelerin deri tarafından emildikten sonra dokularda biriktiğini düşündüklerine de işaret eden Observer, Ancak kanserle mücadele eden dernek ve kuruluşlar bu sonuçların ihtiyatla karşılanmasını tavsiye ediyor. Bu kuruluşlar, kozmetik ürünleri, deodorantlar ve terlemeyi önleyici malzemeler ile kanser arasındaki ilişkinin henüz kanıtlanmış sayılamayacağını vurguluyor ifadesine yer verdi.</p>
<p>Bu arada, araştırmayı yapan ekibin başkanı Dr. Philippa Darbre, yaptığı açıklamada, meme dokularında söz konusu kimyasal maddeye rastlanmasının önem taşıdığını belirterek, Zira diğer bazı araştırmalar da ortaya koydu ki, bu tür kimyasallar östrojenin kanser gelişimine yaptığı katkıyı taklit edebiliyor dedi.</p>
<p>Dr. Darbre, araştırmanın bir ilk adım olduğunu, şimdi sırada sağlıklı dokuların da bu tür kimyasallar içerip içermediğine bakılmasının bulunduğunu bildirdi. Bu dokularda da bu tür kimyasallara rastlanması halinde bu kez de bunların yoğunluklarına bakılması gerektiğini belirten Dr. Darbre, bir kesimin deodorantların içinde bulunan kimyasalların deri tarafından emilmediğine, diğer bir kesimin de bunun tam tersine inandığına işaret etti. Darbre, Aslında kadınlar yüzyılllarca bu tür kozmetikler olmadan idare edebilmiş, bugün bunlara gerçekten ihtiyaç bulunup bulunmadığı sorusuna da yanıt verilmelidir diye konuştu.</p>
<p>kaynak: EnSonHaber.Com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/arastirmalar-deodorantlarin-meme-kanserine-yol-actigini-ortaya-koydu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun referandum tahmini</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/chp-lideri-kemal-kilicdaroglu%e2%80%99nun-referandum-tahmini/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/chp-lideri-kemal-kilicdaroglu%e2%80%99nun-referandum-tahmini/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 07:24:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1020</guid>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan&#8217;a “Yüreğin varsa televizyonda karşıma çık” diye meydan okurken, “Referandumda yüzde 65 hayır çıkar” dedi Kılıçdaroğlu, Osmaniye&#8217;de yapacağı miting öncesi Adana&#8217;nın Ceyhan İlçesi&#8217;ne uğradı. Namık Kemal Mahallesi&#8217;ndeki miting alanında yaklaşık 2 bin kişiye hitap eden Kılıçdaroğlu, ‘Başbakan Kemal’ sloganları ile karşılandı. YAŞAR KEMAL&#8217;İ HATIRLATIP&#8230; Birlikte devrimler gerçekleştireceklerini belirten Kılıçdaroğlu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan&#8217;a “Yüreğin varsa televizyonda karşıma çık” diye meydan okurken, “Referandumda yüzde 65 hayır çıkar” dedi</p>
<p>Kılıçdaroğlu, Osmaniye&#8217;de yapacağı miting öncesi Adana&#8217;nın Ceyhan İlçesi&#8217;ne uğradı. Namık Kemal Mahallesi&#8217;ndeki miting alanında yaklaşık 2 bin kişiye hitap eden Kılıçdaroğlu, ‘Başbakan Kemal’ sloganları ile karşılandı.</p>
<p>YAŞAR KEMAL&#8217;İ HATIRLATIP&#8230;<br />
Birlikte devrimler gerçekleştireceklerini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: “Haramilerin iktidarını aşağı edip, halkın iktidarı kuracağız. Yaşar Kemal, Orhan Kemal&#8217;in yaşadığı bereketli topraklar üzerindeyiz, bu bereketli topraklarda çiftçi arkadaşlarımız hayatından memnun mu?</p>
<p>Size bir görev daha düşüyor, iktidarı 12 Eylül&#8217;de sandığa gömme görevi düşüyor. Halkın gücünü göstereceğiz. Beraber yola çıktık, mücadelemizi birlikte yürüteceğiz. Meydanda çok genç var, geleceğimiz gençler. Recep beyin ezberini bozan da gençler olacak.”</p>
<p>&#8220;YÜZDE 65 HAYIR ÇIKAR&#8221;<br />
Anayasa değişikliğinin adalet getirmediğini, yolsuzlukların üstünü örttüğünü savunan Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Evet&#8217; çıkarsa artık yargı ihale yolsuzluklarına da bakamayacak.</p>
<p>Hak aramıyorsa bir toplum orada demokrasi özgürlük yoktur. Biz ‘hayır&#8217; deyip, hakkımızı özgürlüğü arayacağız, değişimin yolunu arayacağız. ‘Yüzde 65 hayır çıkar&#8217; diyor arkadaşlar.</p>
<p>AKP’nin sallanması demektir, AKP’yi silkeleyeceğiz, AKP&#8217;de yiyiciler, köşe bölücüler, ihaleye fesat karıştıranlar, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenler var.</p>
<p>Biz gazetelere ‘ilan verelim&#8217; dedik, 1 sayfa 40 bin lira. Bunlar nereden buluyor bu parayı, biliyorsunuz değil mi? Bunlardan kurtulmanın yolu 12 Eylül ondan sonra genel seçimler.”</p>
<p>kaynak: EnSonHaber.Com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/chp-lideri-kemal-kilicdaroglu%e2%80%99nun-referandum-tahmini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CNN Türk haberi öyle bir verdi ki..</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/cnn-turk-haberi-oyle-bir-verdi-ki/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/cnn-turk-haberi-oyle-bir-verdi-ki/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 06:26:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1017</guid>
		<description><![CDATA[CNN Türk Diyarbakırlı beyaz Kürtler&#8217;i anlattı. Son dönemde en çok tartışılan konulardan biri &#8220;Kürt burjuvazisi.. &#8221; Bazen BDP&#8217;li vekiller &#8220;Beyaz Kürt&#8221; suçlamasıyla karşı karşıya kaldı, bazen de Kürt entellektüeller.. Zenginleşen Kürtlerin görkemli hayatı çoğu zaman haber konusu oldu. CNN Türk&#8217;ten Göksel Göksu, &#8220;Kürt Burjuvasi&#8221;ni yerinde araştırdı. Güneydoğu&#8217;nun zenginleşen kesimini mercek altına aldı. Bu röportajlar bugün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CNN Türk Diyarbakırlı beyaz Kürtler&#8217;i anlattı.</p>
<p>Son dönemde en çok tartışılan konulardan biri &#8220;Kürt burjuvazisi.. &#8221; Bazen BDP&#8217;li vekiller &#8220;Beyaz Kürt&#8221; suçlamasıyla karşı karşıya kaldı, bazen de Kürt entellektüeller.. Zenginleşen Kürtlerin görkemli hayatı çoğu zaman haber konusu oldu. CNN Türk&#8217;ten Göksel Göksu, &#8220;Kürt Burjuvasi&#8221;ni yerinde araştırdı. Güneydoğu&#8217;nun zenginleşen kesimini mercek altına aldı. Bu röportajlar bugün CNN ekranlarında bir kaç kez yayınlandı.. Buraya kadar bir sıkıntı yok..</p>
<p>ÖTEKİLEŞTİREN ÜSLUP<br />
Ancak &#8220;Nasıl yaşıyorlar? Siyasi tercihleri nasıl şekilleniyor?&#8221; soruları üzerine kurulan haberin dilindeki ötekileştiren üslup gözlerden kaçmadı. &#8220;Burası Ankara ya da İstanbul değil, Diyarbakır&#8221; derken bile kullanılan dildeki tuhaf ötekileştirme, sosyal yaşam ve siyasal yaşamını anlatmaya çalıştıkları bir halkı &#8220;Onlar da koşuyorlar, yüzüyorlar, tenis oynuyorlar&#8221; minvalindeki aşağılar üslup CNN Türk&#8217;e yakışmadı.</p>
<p>kaynak:ensonhaber.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/cnn-turk-haberi-oyle-bir-verdi-ki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bjk facebook grubu</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/bjk-facebook-grubu/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/bjk-facebook-grubu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 08:32:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1015</guid>
		<description><![CDATA[Facebook’ta grubu bulunan Beşiktaş’ın hayran sayfası kapatıldı. Beşiktaş&#8217;ın taraftarları duruma anlam veremedi. Son olarak 1.6 milyon kişi tarafından beğenilen Beşiktaş’ın hayran sayfasının neden kapatıldığı hakkında bir açıklama yapılmazken, taraftarlar da bu duruma anlam veremedi. Daha önce açıklanan listelerde Beşiktaş hayran sayfası dünyanın en beğenilen spor takımları listesinde 8. sırada bulunuyordu. Öte yandan Beşiktaş taraftar grubu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Facebook’ta grubu bulunan Beşiktaş’ın hayran sayfası kapatıldı.<br />
Beşiktaş&#8217;ın taraftarları duruma anlam veremedi.</p>
<p>Son olarak 1.6 milyon kişi tarafından beğenilen Beşiktaş’ın hayran sayfasının neden kapatıldığı hakkında bir açıklama yapılmazken, taraftarlar da bu duruma anlam veremedi.</p>
<p>Daha önce açıklanan listelerde Beşiktaş hayran sayfası dünyanın en beğenilen spor takımları listesinde 8. sırada bulunuyordu.</p>
<p>Öte yandan Beşiktaş taraftar grubu Çarşı tarafından oluşturulan Forza Beşiktaş isimli facabook grubu da geçtiğimiz günlerde kapatılmıştı.</p>
<p>İŞTE O ARAŞTIRMA<br />
Kullanıcı sayısı 500 milyonu aşan sosyal paylaşım sitesi facebook üzerinden yapılan bir araştırma, dünyadaki en büyük taraftar kitlesine sahip kulübün Galatasaray olduğunu gösterdi.</p>
<p>Spor haberleri ve yorumlarının yer aldığı internet sitesi &#8221;sportingintelligence&#8221;de yayımlanan Nick Harris imzalı araştırmaya göre, facebook&#8217;ta grubu bulunan tüm spor kulüpleri arasında Galatasaray en büyük popülariteye sahip.</p>
<p>Taraftarlarının sanal dünyadaki desteğini arkasına alan sarı-kırmızılı takım, popülerlikte Barcelona, Manchester United ve Real Madrid gibi dünyanın dev kulüplerini geride bıraktı.</p>
<p>İLK 10&#8242;DA 3 TÜRK TAKIMI<br />
Listenin başındaki Galatasaray dışında Fenerbahçe ve Beşiktaş da listenin ilk 10&#8242;unda yer buldu. Sarı-lacivertli ekip, &#8221;en popüler spor kulüpleri&#8221; sıralamasında 3. sırada yer alırken, Beşiktaş taraftarı, takımlarını listede 8. sıraya yerleştirdi.</p>
<p>Sıralamada yer alan ilk 10 kulüp şöyle:</p>
<p>DESTEKÇİ SAYISI<br />
Kulüp Adı Ülkesi (Milyon)</p>
<p>1) Galatasaray Türkiye 4.1</p>
<p>2) Barcelona İspanya 3.4</p>
<p>3) Fenerbahçe Türkiye 2.8</p>
<p>4) Real Madrid İspanya 2.7</p>
<p>5) LA Lakers ABD 2.3</p>
<p>6) Liverpool İngiltere 1.9</p>
<p>7) NY Yankees ABD 1.8</p>
<p> <img src='http://www.andreklam.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Beşiktaş Türkiye 1.5</p>
<p>9) Boston Red Sox ABD 1.3</p>
<p>10) Manchester United İngiltere 1.26 (Milliyet)</p>
<p>kaynak: www.ensonhaber.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/bjk-facebook-grubu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erdoğan ailesinden 12 Dev Adama destek</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/erdogan-ailesinden-12-dev-adama-destek/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/erdogan-ailesinden-12-dev-adama-destek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 06:52:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1013</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan, eşi Emine Erdoğan ve kızı Sümeyye ile birlikte tribünde Meksika dalgasına katıldı. Dünya Basketbol Şampiyonası’nın 2. gününde 12 Dev Adam’a Başbakan Erdoğan ailesiyle destek verdi. Rusya’yı 65-56 yenen Milliler 2’de 2 yaptı. Ankara Spor Salonu’ndaki maça giderek 12 Dev Adam’a destek veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zafer sonrası büyük sevinç yaşadı. Soyunma odasına inerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başbakan, eşi Emine Erdoğan ve kızı Sümeyye ile birlikte tribünde Meksika dalgasına katıldı.</p>
<p>Dünya Basketbol Şampiyonası’nın 2. gününde 12 Dev Adam’a Başbakan Erdoğan ailesiyle destek verdi. Rusya’yı 65-56 yenen Milliler 2’de 2 yaptı. Ankara Spor Salonu’ndaki maça giderek 12 Dev Adam’a destek veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zafer sonrası büyük sevinç yaşadı. Soyunma odasına inerek oyuncuları tebrik eden Başbakan, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/erdogan-ailesinden-12-dev-adama-destek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hasta görünmek için</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/hasta-gorunmek-icin/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/hasta-gorunmek-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 06:13:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1011</guid>
		<description><![CDATA[YAPAY bozukluk ya da diğer adıyla “Munchausen Sendromu”, adını en ünlü hastası olan ve savaş hikâyelerini abartarak anlatan bir askerden alıyor. Bu bozuklukta kişiler, sahte hastalık hikâyeleri anlatmakla tanınıyorlar. Yapay bozukluğu, yaşamı tehdit eden bir hastalık olarak tanımlayan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Arıkan “Bu hastalıkta kişi, acı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YAPAY bozukluk ya da diğer adıyla “Munchausen Sendromu”, adını en ünlü hastası olan ve savaş hikâyelerini abartarak anlatan bir askerden alıyor. Bu bozuklukta kişiler, sahte hastalık hikâyeleri anlatmakla tanınıyorlar.</p>
<p>Yapay bozukluğu, yaşamı tehdit eden bir hastalık olarak tanımlayan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Arıkan “Bu hastalıkta kişi, acı verici ve şekil bozukluklarına yol açan, ölümcül yöntemlerle bir hastalık tablosunu taklit ediyor” diyor.<br />
kaynak: haberturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/hasta-gorunmek-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ya Galatasaraylı olurum, ya da Beşiktaşlı</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/ya-galatasarayli-olurum-ya-da-besiktasli/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/ya-galatasarayli-olurum-ya-da-besiktasli/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 06:47:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1009</guid>
		<description><![CDATA[5 Ocak Meydanı&#8217;ndaki 7 katlı Hilal İş Merkezi&#8217;nin çatısına çıkan Okan Güler, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım&#8217;ın istifa etmemesi durumunda intihar edeceğini söyledi. Yaklaşık 40 dakika boyunca çıktığı yerden inmeyen Güler, sıcaktan bunalınca polislerin hortumla uzattığı suyu içti. Bir süre daha bu şekilde bekleyen Güler, daha sonra bulunduğu yerden indi. Sırtında &#8216;Baba&#8217; yazan Fenerbahçe forması ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>5 Ocak Meydanı&#8217;ndaki 7 katlı Hilal İş Merkezi&#8217;nin çatısına çıkan Okan Güler, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım&#8217;ın istifa etmemesi durumunda intihar edeceğini söyledi.</p>
<p>Yaklaşık 40 dakika boyunca çıktığı yerden inmeyen Güler, sıcaktan bunalınca polislerin hortumla uzattığı suyu içti.</p>
<p>Bir süre daha bu şekilde bekleyen Güler, daha sonra bulunduğu yerden indi. Sırtında &#8216;Baba&#8217; yazan Fenerbahçe forması ile dikkat çeken Okan Güler, kendisin karakola götüren polislerin arasından, &#8220;Aziz Yıldırım&#8217;ın görevden ayrılıp, yerine Ali Koç&#8217;un başkan seçilmesini istiyorum. Eğer Aziz Yıldırım gitmezse, ben de Fenerbahçe&#8217;yi bırakacağım. Ya Galatasaraylı olurum, ya da Beşiktaşlı&#8221; diye konuştu.<br />
kaynak:sppor.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/ya-galatasarayli-olurum-ya-da-besiktasli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mitingi yarıda kesti</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/mitingi-yarida-kesti/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/mitingi-yarida-kesti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 07:05:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1006</guid>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun Bingöl mitingi, &#8220;Bingöl Ovası, Başbakan Yuvası, Bingöl&#8217;den defol, Bingöl&#8217;de ne işin var, Ya Allah Bismillah Allahuekber&#8221; şeklindeki sloganlarla protesto edildi. Miting süresince 200 kişilik bir grup tarafından protesto edilen Kılıçdaroğlu, mitingini yarıda bırakmak zorunda kaldı. 12 Eylül&#8217;de yapılacak Referandum öncesi Bingöl&#8217;e gelen ve PTT kavşağında düzenlenen mitingde halka seslenen CHP [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun Bingöl mitingi, &#8220;Bingöl Ovası, Başbakan Yuvası, Bingöl&#8217;den defol, Bingöl&#8217;de ne işin var, Ya Allah Bismillah Allahuekber&#8221; şeklindeki sloganlarla protesto edildi. Miting süresince 200 kişilik bir grup tarafından protesto edilen Kılıçdaroğlu, mitingini yarıda bırakmak zorunda kaldı.</p>
<p>12 Eylül&#8217;de yapılacak Referandum öncesi Bingöl&#8217;e gelen ve PTT kavşağında düzenlenen mitingde halka seslenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çocukluğunun bu topraklarda geçtiğini, buraların huzurlu, insanların kardeşçe yaşadığı bir kent olduğunu söyledi.</p>
<p>Zaman içinde bazı şeylerin değiştiğini belirten Kılıçdaroğlu, &#8221;Ama yeniden bir şey yapacağız, Bingöl&#8217;ü ayağa kaldıracağız. Yeniden kardeşliği hakim kılacağız. Halkın iktidarını kuracağız&#8221; diye konuştu. Bingöl&#8217;ün yanlış ekonomi politikaları nedeniyle göç veren bir kent haline geldiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, kimsenin doğduğu büyüdüğü toprakları terk etmek istemeyeceğini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, CHP&#8217;nin seçim barajının indirilmesinden yana olduğunu, ancak iktidarın buna destek vermediğini ifade etti.</p>
<p>&#8220;1989 RAPORUNUN ARKASINDAYIZ&#8221;<br />
CHP&#8217;nin 1989 raporunu da hatırlatan Kılıçdaroğlu, &#8221;Sonuna kadar 89 raporunun arkasındayız&#8221; dedi. Doğu ve Güneydoğu bölgesine ilişkin yeni bir rapor hazırlanması için çalışmaların sürdüğünü aktaran Kılıçdaroğlu, &#8221;30 yıldır kardeş kanı dökülüyor&#8221; diye konuştu. Terör sorununun yalnızca askeri tedbirlerle çözülemeyeceğini, sosyal, kültürel ve ekonomik yönü olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu sorunu doğru tespitler koyarak siyaset kurumunun çözebileceğini söyledi.</p>
<p>Herkesin etnik kimliğine ve inancına saygılı olduklarını, &#8221;kan kanla yıkanmaz&#8221; dediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, devletin kin gütmemesi gerektiğini, topluma barış ve huzur getirecek önlemleri hayata geçirmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Anayasa değişiklikleriyle yargının siyasallaştırılmak istendiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, &#8221;Aydın Menderes&#8217;i, Deniz Gezmiş&#8217;i idam eden siyasi mahkemelerdi, bu ülkenin siyasi mahkemelerden kurtulması lazım&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;ÜSLUBUNU DEĞİŞTİR&#8221; DİYE BAĞIRDILAR<br />
Bu sırada miting meydanını dolduranlar arasında en ön sıralarda bulunan bir kişi, Kılıçdaroğlu&#8217;na seslenerek, &#8221;Ben partili değilim, provokatör de değilim ama bir ülkenin Başbakanına karşı üslubunuzu değiştirmelisiniz&#8221; dedi. Bu kişi daha sonra meydandan ayrıldı. Kılıçdaroğlu da bunun üzerine, hiçbir zaman hiç kimseyi aşağılayan ifadeler kullanmadığını söyledi.</p>
<p>&#8220;BİR BAŞBAKAN ŞEREFSİZ DEMEMELİ&#8221;<br />
Kılıçdaroğlu, &#8221;Ama bir Başbakan da şunu yapmamalı bence, isteğim şudur, bir Başbakan &#8216;şerefsiz&#8217; lafını ağzına almamalıdır. &#8216;Ananı da al git&#8217; lafını ağzına almamalıdır. Siyasette üslup çok önemlidir, doğrudur bunu bana hatırlattığınız için de çok teşekkür ederim ama benim üslubum yumuşaktır&#8221; diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ile mitinglerde karşılıklı birbirlerine seslenmeleri yerine bir televizyon programında yan yana gelmelerinin daha doğru olduğunu ifade etti.</p>
<p>Başbakan Erdoğan&#8217;a bir televizyon programında bir araya gelme teklifini yineleyen Kılıçdaroğlu, bunun vatandaşın &#8221;kimin doğruyu söylediğini görmesi ve karar vermesi açısından sağlıklı olacağını savundu. Konuşmasında CHP iktidarında yeni bir anayasa sözü de veren Kılıçdaroğlu, bu anayasa ile hak ve özgürlüklerin genişleyeceğini, YÖK&#8217;ün ve dokunulmazlıkların kalkacağını anlattı.</p>
<p>&#8220;BİZİ İKTİDAR YAPIN. BİNGÖL&#8217;Ü FABRİKALARLA DONATALIM&#8221;<br />
Bu bölgenin faili meçhullerin yaşandığı bir bölge olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, düşüncesi ne olursa olsun bir insanı öldürmenin suç olduğunu vurguladı. Faili meçhullerin aydınlatılmasına yönelik TBMM&#8217;deki girişimlerin hükümetin destek vermemesi nedeniyle hayata geçirilemediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, &#8221;Bir insanın ölümünü araştırmak neden hükümeti rahatsız ediyor? Bir insanın düşüncesini beğenmiyor olabilirsiniz ama ona saygı göstermek zorundasınız&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Devletin bu bölgelere yatırım yapmamasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, &#8221;Bizi iktidar yapın, Bingöl&#8217;ü fabrikalarla donatalım&#8221; dedi. Bölgeye yatırıma ilişkin sözlerinin bazı çevrelerce &#8221;devletçilik&#8221; olarak nitelendirildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, &#8221;Bunları söyleyince devletçilikle suçluyorlar, adama iş bulmak devletçilikse evet devletçilik yapıyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>200 KİŞİLİK GRUP PROTESTO ETTİ<br />
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun miting alanına gelmesiyle birlikte yaklaşık 200 kişilik bir grup, protesto girişiminde bulundu. Polis ekipleri tarafından alınan güvenlik önlemleri sayesinde protestocuların miting alanına girmesine izin verilmedi. Ancak, Kılıçdaroğlu&#8217;nun her konuşmasında protestocular yüksek sesle sloganlar atamaya devam etti. &#8220;Bingöl Ovası, Başbakan Yuvası, Bingöl&#8217;den defol, Bingöl&#8217;de ne işin var, Ya Allah Bismillah Allahuekber&#8221; gibi sloganlar atan protestocular, miting boyunca Kılıçdaroğlu&#8217;nu protesto etti.</p>
<p>Protestocular arasında bulunan bazı küçük çocuklar, polisin müdahalesi sırasında ezilme tehlikesi geçirdi. İl Emniyet Müdürü Ahmet Akbal ve Müdür Yardımcısı Şahin Kaplan&#8217;ın protestocuları dağıtmak için yaptıkları girişimler sonuçsuz kaldı. Parti otobüsü üzerinde partilileri selamlayan Kılıçdaroğlu, kendisini protesto eden gruba da selam gönderdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun Bingöl mitingi, protestocular yüzünden yaklaşık 20 dakika sürdü.<br />
kaynak:haberturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/mitingi-yarida-kesti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AK ordu mümkünmü</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/ak-ordu-mumkunmu/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/ak-ordu-mumkunmu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 06:47:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1004</guid>
		<description><![CDATA[Siyaset bilimi profesörü Ümit Cizre, Türkiye’de asker – sivil, ordu – hükümet ilişkileri denince ilk akla gelen uzmanlardan biri. “Muktedirlerin Siyaseti: Merkez Sağ &#8211; Ordu &#8211; İslamcılık” ve “AP &#8211; Ordu İlişkileri” kitaplarının yazarı olan Cizre, aynı zamanda cumhuriyet tarihinde bir ilke imza atarak 2005 yılında “Almanak Türkiye: Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim” başlıklı TESEV [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Siyaset bilimi profesörü Ümit Cizre, Türkiye’de asker – sivil, ordu – hükümet ilişkileri denince ilk akla gelen uzmanlardan biri. “Muktedirlerin Siyaseti: Merkez Sağ &#8211; Ordu &#8211; İslamcılık” ve “AP &#8211; Ordu İlişkileri” kitaplarının yazarı olan Cizre, aynı zamanda cumhuriyet tarihinde bir ilke imza atarak 2005 yılında “Almanak Türkiye: Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim” başlıklı TESEV raporuna editörlük yapmış, bu almanakla kamuoyu ilk kez TSK’yla ilgili detaylı bilgilere ulaşmıştı. Hatta bu çalışma yayınlandığı dönemde Genelkurmay Başkanlığı tarafından tepkiyle karşılanmıştı.</p>
<p>Türkiye’nin asker – sivil ilişkilerinde keskin günler yaşadığı, YAŞ atamalarının krize dönüştüğü, TSK’nın İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin tartışmaya açıldığı, darbe girişimi iddialarının yargı sürecinin hızlandığı, referandumda TSK’yı da ilgilendiren önemli değişimlerin oylanacağı, ve son olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK Parti’yle ilgili “TSK içinde yapılanmışlar” iddialarını gündeme getirdiği bir dönemde Ümit Cizre’nin kapısını çaldık.</p>
<p>Cizre’yle, cumhuriyet tarihinde asker – sivil ilişkilerinin dönüşümünden yola çıkarak gündemdeki konuları konuştuk: TSK ve siyasal İslam nasıl ve neden karşı karşıya geldi? AK Parti’nin kendine yakın bir ordu oluşturması mümkün mü? Hükümet ve ordu nerelerde yanlış yaptı? Son YAŞ’ın ve referandumda oylanacak maddelerin anlamı ne? Muhalefet doğru mu yapıyor?</p>
<p>İşte bu ve benzeri sorulara Prof. Cizre’nin verdiği cevaplar…</p>
<p>ORDU, BÜROKRATİK VESAYETİN PARÇASI MI?<br />
İttihat ve Terakki kadrolarının kurduğu bir cumhuriyet, Tek Parti rejimi, Demokrat Parti ve Adnan Menderes yılları, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, Turgut Özal döneminde yaşanan kırılmalar, ordunun İslam’la “siyasi” ilişkileri ve AK Partili yıllar… Ordu &#8211; sivil, asker &#8211; sivil ilişkileri kuruluşundan bu yana nasıl değişti Türkiye&#8217;de?<br />
Çok genel ve uzun bir süre bu ama şöyle yapabiliriz: O tarihsellik içerisinde değişmeyen, süreklilik arz eden bazı özellikleri ve değişimleri, gelenekten kopuşları düşünebiliriz. Genel olarak askerin vasilik rolünden bahsediliyor Türkiye’de. Bu bürokratik vasilik, cumhuriyetin temel angajmanlarından, en önemli umdelerinden biri; CHP’nin altı okunu kapsayan ve onun da üzerinde konumlanmış bir bürokratik gelenek haline gelmiş. Orduyu devletin göbeğine oturtmak gerekiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) rejimin kuruluşundan beri en kalıcı, en sürekli vasilik rolü, bürokratik konum ve geleneğinden kaynaklanan bir rol.</p>
<p>Devlet kurma geleneğinden kaynaklanan bir rol mü bu?<br />
Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan bir süreçte, askeriye dediğimiz sınıfın, bürokrasi içinde, devletin göbeğinde oluşundan kaynaklanıyor. Devletin ya da hükümetlerin denetimi altında değil, devletin ya da hükümetlerin bir parçası, kolu, uzantısı konumunda ordu. Rejimi kuran, rejimin umdelerini ve temel dayanaklarını tayin eden, tanımlayan bir kurum olarak temel meseleleri tayin eden, tanımlayan ve kendisi de denetlenemeyen, denetimi minimal düzeyde olan bir kurum.</p>
<p>Peki bu gelenekten kopuşlar nerede? Darbelerde mi mesela?<br />
Evet, ordunun Türkiye’de siyasete hakimiyetinden ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bürokratik özelliğinden bahsettikten sonra kopuş noktalarına gelmemiz lâzım. Darbeler, askeri vasilik rolünden kopuş değil, onu perçinleyen, bir kez daha deklare eden oluşumlar. En önemli kopuş gibi görünen şey belki de ordunun İslam’la ilişkilerinde görülüyor.</p>
<p>TSK’NIN İSLAM’LA DANSI…<br />
1980’lerden sonra mı yani?<br />
Evet. Ama bu hakikaten bir dönüm noktasını oluşturuyor. Çok önemli. Hiç görülmemiş bir şey var orada. Bir dans başlıyor İslam’la. 1980’de TSK’nın, daha doğrusu darbeyi gerçekleştiren kadronun tasavvur ettiği Türkiye’de İslam’a bir rol biçildiğini görüyoruz. Bu önemli.</p>
<p>Ordu tarafından İslam’a biçilen bir rol mü var yani?<br />
Darbeyi gerçekleştirenler tarafından.</p>
<p>Nasıl bir rol bu?<br />
Aslında İslamcılık’a, siyasal İslamcılar’a veya İslam’ın toplumsal hayatta oynadığı role biçilen vasıf toplayıcı, toparlayıcı, tutucu olması. Toplumu bölen değil, toplumu birarada tutan bir rol biçiliyor İslam’a. Toplumsal rolünü bu şekilde ifade etmek mümkün. Siyaseten nasıl bir rol biçiliyor peki? Komünizme, bölücülüğe, kardeş kavgasına karşı bir rol. Kültürel hayatta nasıl bir rol biçiliyor? Uslu, Diyanet İşleri’nin tanımladığı İslam’a yakın bir İslam. Kültürel bakımdan da ılımlı bir İslam tanımı var. Yani kültürel, siyasal ve toplumsal yaşamda İslam’a toplayıcı, toparlayıcı, “kardeş kavgasını engelleyici” ve temiz, hijyenik uslu bir İslam rolü biçiliyor.</p>
<p>PLANLANAN NEYDİ, NE OLDU?<br />
Peki bunun bir gün kontrol edilemeyeceği düşünülmemiş midir? Sonuçta ordu tarafından bakıldığında, o raddeye gelindi herhalde. Artık biçilen bu rollerin çok ötesinde bir siyasal İslam sözkonusu Türkiye’de. Ordu gibi, “her şeyi bildiği ve en ince ayrıntısına kadar planladığı, ileriyi gördüğü” söylenen bir kurumun bunu bu şekilde tahmin etmiş olması gerekmez miydi? Neden böyle olmadı?<br />
Sorduğunuz soru cevabı da içeriyor aslında. Buradaki yanlışlık, bir silahlı kuvvetin bir ülkenin gelecekteki sosyal, siyasal ve kültürel yapılarını tayin eder, kurgular konumda olması. Mesele orada yatıyor. Elbette normal devletler bu tür bir yapılanmayı, dizaynı kaldırmıyor. Şöyle bir kanıya varmak yanlış. TSK, 1980 sonrasında, ülkenin okul kitaplarına varıncaya kadar uslu ve temiz bir İslamı sokmuştur doğru. Hatta 1986’da Turgut Özal döneminde bu daha da formelleştirilir, Özal da çıkardığı yasalarla buna yardımcı olur. Kalıcı bir etki tabii bu. Ama şu yanlışı yapmayalım: TSK’nın 80 sonrası İslam’la barışır gibi görünmesi ve onu Türkiye’nin toplumsal, siyasal ve kültürel hayatına yapıştırıcı bir tutkal olarak sokması ondan sonraki ivmeye, gelişmelere zemin hazırlamıştır düşüncesinde değilim ben. Yani buradaki amaç İslam’a geçit vermek, Türkiye’yi İslamileştirmek, Müslümanlaştırmak, İslam’a siyasette yer açmak, Refah Partisi gibi Milli Selamet Partisi’nin devamı partilere yer açmak değil. Buradaki amaç, TSK açısından son derece kabul edilebilir, kendi inandıkları laik bir İslam’ı, -tabii burada bir paradoks da var- 80 öncesi koşulları engelleyici bir araç olarak Türk siyasi hayatına sokmak. Ondan sonra siyasal İslam’ın yükselişi ise İran’la da ilgilidir, 1979’da yaratılan ivmeyle de ilgilidir, globalleşmeyle de ilgilidir, Türkiye’ye gelen serbest piyasanın yarattığı o savrulmayla da ilgilidir, sosyal refah devletinin yetersiz kalmasıyla da ilgilidir. Özellikle solun yok oluşuyla çok yakından ilgili bir yükseliştir siyasal İslam’ın yükselişi. Yani TSK’dan çok, ülkenin içine girdiği yeni mecra ile ilgilidir. İşte serbest piyasa, vahşi kapitalizm, çaresiz kalan bir sosyal refah devleti, herkes bir yere savruluyor… Artan muhafazakârlık ve dine sarılış, büyük ölçüde sığınma içgüdüsüyle de ilgili.</p>
<p>Aslında bir anlamda aynı dönemde Afganistan’da yaşanan, yani Batı’nın Komünist Rus devletini İslamcı gruplarla engellenmeye çalışmasının, küçük bir örneği de Türkiye&#8217;de yaşandı ve sonucunda da farklı bir şey olmadı…<br />
Niyet de o değildi. Ben o farkın da altını çizmek istiyorum. Bilinçli değildi. Dizayn da o biçim de yapılmadı. Tabii Türk &#8211; İslam sentezi de 80’li yıllarda buna yapışık ilerleyen bir mecra açtı. Yani bu düzenlemeyi Türk &#8211; İslam sentezcisi ekolle de bitiştirirsek, Türkiye’deki dinamikleri daha iyi anlarız. Tabii serbest piyasa ekonomisiyle, Türk &#8211; İslam senteziyle, İran rejiminin yarattığı etkilerle birleştirirsek Türk İslamcılığı’nın çıkışı bir miktar anlaşılabiliyor.</p>
<p>“28 ŞUBAT BAŞARISIZLIK ÖRNEĞİDİR”<br />
Sonuçta ordu tarafından kontrol edilemez bir hale mi geldi bu İslamcı akım?<br />
Ordu tarafından kontrol edilmesi gerekmiyor Türkiye’deki siyasi akımların. Öyle bir durum zaten yanlış bir varsayım.</p>
<p>Ben o mantıkla bakanlar açısından söylüyorum. En azından kendisini laikliğin koruyucusu olarak görüyor ordu. Hal böyleyken, bu amaca da ulaşamamış oluyor…<br />
Tabii böyle bir anlam çıkarılabilir. Laikliği tahkim etmek için başlatılan bir serüvendir bu. Ama ordunun laikliği tahkim etmek için 28 Şubat’ı yapması gerekti. Bu bir başarısızlık örneğidir.</p>
<p>Bir taraftan bakıldığında, bahsettiğiniz süreçte yaşanan darbelerin ordunun gücünü perçinlediği düşünülebilir. Ama bu darbeler tam tersi bir şeye de yol açmadı mı? Üç darbe, muhtıralar, yani ordunun bu yönteme başvurması aslında bir güçsüzlük ifadesi değil mi?<br />
Tahkim etmek için dedim zaten, tahkim etti demedim. Tahkim etmek için 28 Şubat macerasına girişilmesi, ardından gelen 27 Nisan e-muhtırası, sonra darbe planlarıyla sürdürebilen bir çalkantılı dönem var. Sular bir türlü durulmadığına, TSK da bu denli şiddete dayalı radikal darbe planları yapma tasavvurunu günümüze kadar sürdürdüğüne göre elbette büyük bir başarısızlıkla karşı karşıyayız.</p>
<p>TSK’DAKİ RADİKAL KARŞI KOYUŞUN NEDENİ…<br />
Sanırım bugün Menderes ya da Özal dönemiyle kıyaslanamayacak kadar başka bir durum söz konusu asker – sivil ilişkilerinde. Siz, yaklaşık 1.5 yıl önce yaptığımız görüşmede, Ergenekon’a atfen “AK Parti iktidarda olduğu sürece darbe planları sürecek” demiştiniz. Son gelişmeler, YAŞ süreci ışığında tekrar düşünürsek, aynı fikirde misiniz? Ya da hakikaten bu konuda bir sivilleşme yaşayacak mı?<br />
AK Parti ile TSK ilişkisi çok keskin, radikal virajlardan geçti ve AK Parti’nin niyetine bir türlü inanılmadı. Bu partinin demokratikleşme, AB ile bütünleşme, anayasa reformu gibi niyetlerine yüzde 50 inanılmadı ve takiyyeci sıfatı takıldı. Yüzde 50 de inanılsa bile tehlikeli bulundu. Bir kere AK Parti bunca senedir iş başında. Arada bir basında bu desteğin zayıfladığı söylense de ben buna inanmıyorum, arkasında hâlâ büyük bir toplum desteği var. Zaten sonuçları 12 Eylül’de göreceğiz. Arkasında hâlâ sağlam bir toplum desteğinin oluşu ve bunca senedir badiresiz bir biçimde -TSK’nın müdahalelerini ve darbe planlarını kastetmiyorum- yönetebilme kudretine sahip bir parti olarak iş başında oluşu aslında bu darbe planlarını körüklemiş görünüyor. Dolayısıyla takiyye meselesine, yani bu partinin İslamcı niyetlerine inanıldığı için darbe planları yapıldığı iddiasına inanmıyorum. Bu partiye karşı TSK’da baş gösteren düşmanca, radikal karşı koyuş bence büyük ölçüde partinin siyasi direnciyle ilgili, siyasette oynamakta olduğu rolle ilgili. Bu birinci tespit.</p>
<p>“AK PARTİ DEMOKRASİ HAVARİSİ OLMAK ZORUNDA KALDI”<br />
İkincisi ne?<br />
İkincisi şu: TSK’nın iktidarının büyük ölçüde iç güvenlikten kaynaklandığını biliyoruz. Yani iç tehditlere dayanan bir iç güvenlik anlayışı hâlâ yürürlükte olduğu için TSK hâlâ güçlü. Kürt meselesi, İslamcılık, irtica bu güvenlik anlayışının en önemli dayanakları. Bu noktada ben bir kurgu da görmüyor değilim. AK Parti’yi bir irtica odağı olarak kapatmaya kadar gidelim diyorsunuz. Bu parti irtica odağı olarak gösterilerek aslında askeri bürokrasinin Türkiye’yi himaye etme, kollama, vasi işlevi meşrulaştırılıyor bir bakıma. Orada bir oyun oynandığını düşünüyorum. Psikolojik, algılayışa dayalı bir oyun… İrtica odağı olarak gösterilen bir siyasi partinin, bir iktidarın aslında kendi iktidarlarının sürmesi için bir araç olarak kullanıldığını düşünüyorum. Dolayısıyla AK Parti sürekli olarak itildi, veto edildi, sürekli olarak hor görüldü ve sürekli olarak AK Parti iktidarına karşı konuldu. Bunun en en önemli sonucu olarak AK Parti bir demokrasi mücadelesi içine itildi. Bu parti büyük ölçüde istemeden, demokrasi havarisi olmak zorunda kaldı. Bu da ilginç bir sonuçtur Türkiye için, bilmiyorum başka ülkelerde bunun bir benzeri var mı? Yani asker &#8211; siyasetçi arasında hor, kaba bir ilişkinin bir siyasi partiyi sırf hayatta kalabilmek için demokrasi savunucusu haline getirmesi çok ilginçtir.</p>
<p>AK Parti de bundan iyi mi faydalandı?<br />
Tabii doğru zamanda, doğru yerdeydi ve doğru işi yaptı. Avrupa Birliği onun ayakta kalabilmesi için bir vesile oldu. İç tehditler vasıtasıyla, korkularla ve güvensizlikle beslenen bir ortamdan ve maceradan bir demokrasi havarisi siyasi parti çıktı. Bu parti demokrasiyi ne kadar içselleştirmiştir, ne kadarını araç olarak kullanmaktadır, sorusunu parti zaman içerisinde zikzaklar çizerek cevaplıyor.</p>
<p>“AK PARTİ HÂLÂ ÜRKEK”<br />
Bu zikzaklara örnek verebilir misiniz?<br />
TCK’nın 301. maddesiyle ilgili Cemil Çiçek’in direnişi ve Ermeni Konferansı’nın toplanması sırasında verdiği beyanlar “bu parti demokratikleşmeyi içselleştirmemiş” dedirtti bize. Basına gösterilen toleranssızlık da çok kötü örnekler. Fakat adeta “kesintisiz darbe” planlarının ayyuka çıkmasıyla aynı partinin giriştiği, darbe planlamakla suçlanan ordu mensuplarını yargılama süreci bence son derece olumlu. Sorunuza dönecek olursak, zorla itildiği bir mecrada bir sivilleşme hamlesine geçme işaretleri veriyor AK Parti ama hâlâ ürkek bir biçimde veriyor. Peki bu parti asker-sivil ilişkilerini demokratikleştirebilir mi? Sivil iradenin ağırlığını koyabilir mi? Türkiye yeni bir sivilleşme aşamasına geçebilir mi? Buna cevabım, “evet işaretler var, her ne kadar orada da büyük hatalar yapılıyor olsa da yargılama sürecini başlatması olumludur” olacak. Ancak hâlâ bir ürkekliğin olduğunu da söylemek mümkün. Belki referandumdan çıkacak sonuç sevindirici olursa, Türkiye’nin asker-sivil ilişkileri daha iyi rayına oturur. Daha doğrusu sivil iktidar o iradeyi gösterir.</p>
<p>Bu ürkekliğin kaynağı ne sizce?<br />
Ürkekliğin kaynağı tarih. Bu ilişki gerek 2002’den önceye giden tarihselliği, gerekse 2002’den bu yana uzanan zaman dilimi açısından olumsuz. Kapatmaya kadar giden, e-muhtıraya muhatap olunan ve partinin cumhurbaşkanı adayının seçilmemesi için TSK tarafından her türlü mücadelenin verildiği, seçilen cumhurbaşkanıyla konuşulmadığı, yan yana oturulmadığı, hakir görmenin sürdürüldüğü bir süreç. Bunun bir geçmişi de var, darbe geleneği var bu ülkenin, merkez sağ-sol, tüm partilerin nasibini aldığı bir müdahale geleneği bu. Ürkekliğin nedeni bu tarih.</p>
<p>“ASKERİN BAKIŞININ DEĞİŞMESİ KOLAY DEĞİL”<br />
Sonuçta asker &#8211; sivil ilişkilerinin bir dengeye oturacağına inanıyor musunuz?<br />
Türkiye’de asker &#8211; sivil ilişkileri bir dengeyi bulacak, sivil irade galip gelecek. Ama çok uzun vadede olacak bu. Kısa vadede, bu ilişkilerin düzelmesini ve ordunun kendisine çeki düzen verip, Batı ülkelerinde gördüğümüz, yalnızca dış savunmadan sorumlu, iç politika konusunda fermuarlı bir ordu haline gelmesini beklemiyorum açıkçası. Bu durum sürecek. Peki niye sürecek? Çünkü askerin AK Parti’ye, siyasete veya irticaya bakışı iç güvenlik üzerinden, iç tehditler aracıyla oluyor. Bunun kaynağı da doktrinasyonları ve eğitimleri. Dolayısıyla ben gerçekçi davranıyorum ve AK Parti’ye, irticaya, Kürt meselesine, demokratik haklara, kimlik taleplerine, insan hak ve özgürlüklerine bakış açılarının akşamdan sabaha, önümüzdeki üç-dört-beş yıl içinde değişeceğine inanmıyorum. Ama benim için ana aktör sivil iktidarlardır.</p>
<p>Yani esas bu dengeyi sağlayacak olan hükümetlerdir…<br />
Onlardır. Bunun mümkün olduğu kadar altını çizmekte yarar var. Sivil iradenin bir yerden başlaması, darbe teşebbüsünde bulunanların yargılanması bin bir zahmeti içeren ve hata dolu bir süreç belki ama bir yerden bunun başlaması gerekiyordu. Zaten ordu üst kademesinin de bu yargılanma süreci konusunda çok büyük bir itirazlarının olmaması, “olmaz yargılanamaz” diyememeleri, bu sürecin doğru olduğunu gösteriyor ama iş burada bitmiyor. Bizim görevimiz de bu noktada işte. Bunun ötesine geçmeli. Hükümet bu işi sadece yargıya havale edip bir kenara çekilemez. Son YAŞ toplantısı da hükümetin proaktif bir tavır almasının başlangıcını oluşturması açısından önem taşıyor. İç tehdidin tanımlanmasına, artık meclislerin, hükümetlerin hatta sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, strateji kuruluşlarının bir biçimde dahil olması gerekiyor. Bu meseleye el atılacak. Güvenlik meselesinin sivil katılım olmadan, sadece askeri bürokrasinin kurum ve kuruluşlarında ve platformlarında tartışılarak karar verilir bir mesele olmadığı genel kabul görüyor. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin, ki önemli bir belge, gizli kapaklı internette veya kütüphanelerde, yazılı veya sanal âlemde bulunamayan bir belge olmaktan çıkarılması, bu belgenin açık seçik usullerle -gizli anayasa vasfını taşıyor ya- hükümetin ve meclisin katılımıyla yazılması ve topluma açılması, bu noktada gizliliğin de demokratikleştirilmesi gerekir. Boşlukları tespit eden bir komisyon kurarak hükümetin artık bu işleri üstlenmesi gerekir.</p>
<p>Asker &#8211; sivil ilişkilerini siviller aleyhine düzenleyen boşluklardan bahsediyorsunuz…<br />
Evet. Asker aslında tehdidin doğasını, vasıflarını tanımlar. Sivil irade de onun gerçekliğini, cevap verip vermeme gereğini tespit eder. Ondan sonra da ortaklaşa bir çalışma yaparlar. Ben burada tüm sorumluluğun sivil kurumların, meclisin eline geçmesini değil, asker ve sivilin sorumlulukları paylaşmasını öneriyorum. Güvenlik ve tehditler siyasallaştırılmalı, belgeye dökülmeli, ardından da şeffaflaştırılmalı. Siyasallaştırılmalı derken, meclis ve çeşitli kurum ve kuruluşların müzakeresiyle oluşturulmalı. Elbette asker çok önemli bir rol oynayacak burada ama şu önemli: Siviller tarafından siyasallaştırılmalı, belgelendirilmeli ve topluma akmalı, şeffaflaştırılmalı…</p>
<p>“TÜRKİYE DOĞRU YOLDA”<br />
Önceki söyleşimizde, AK Parti iktidarının sivil-asker ilişkilerini düzenleme, düzeltme AB ülkeleriyle aynı ayara oturtma yolunda attığı her adımın aslında gecikmiş bir adım olduğunu;  geçmişte kaçırılmış çok fırsat olduğunu söylemiştiniz. Peki anayasa değişikliği paketine bakarsak, YAŞ kararlarına yargı, genelkurmay başkanlarına yüce divan yolunun açılması söz konusu. Bu değişiklikleri samimi buluyor musunuz, bahsettiğimiz sivilleşme yolunda önemli adımlar mı bunlar? Bir buçuk sene öncesine göre, hükümet daha mı doğru yapıyor?<br />
Bir buçuk sene öncesine göre, Türkiye daha doğrusunu yapıyor. TSK’nın İç Hizmet Kanunu’ndaki 35. madde masada. CHP konuyu gündeme getirdi, toplum tartışıyor. Darbe planlarının sorumluları bir yığın olumsuzluğa rağmen TC tarihinde ilk kez sivil mahkemelerde yargılanıyor. Bu çok önemli bir açılım. Emasya Protokolü ortadan kaldırıldı, yeni bir anayasasız yaşanamayacağı bilinci toplumda açıkça ortaya çıktı. Birçok mesele tartışılıyor; çoğu çözümlenmiş değil kafalarda ama Türkiye doğru yolda. Bu anayasa değişiklikleri son derece yetersiz ama doğru adımlar. Asker &#8211; sivil ilişkilerine dair radikal şeyler içermese bile doğru adımlar. Temelinde yargıyla uğraşan bir anayasa değişikliği paketi bu aslında. Çünkü yüksek yargının, bu hükümetin birçok tasarrufunu engellediğini biliyoruz. Bunu ortadan kaldırmaya yönelik bu değişiklikler. Amacın bu olduğu açıkça ortada.</p>
<p>“ANAYASA PAKETİ TÜRK – KÜRT MESELESİ İÇİNDE ÖNEMLİ”<br />
Bahsettiğimiz sıkıntılar sürecinde, yüksek yargının orduyla birlikte hareket ettiğini düşünüyor musunuz?<br />
Elbette, bunu düşünmeyen mi kaldı? Çok açık ortada bu. Konuşmamın başında da sözünü ettim. Şu anda Türkiye’de, sadece askeri değil, sivil bürokrasiyi de, yüksek yargıyı da içine alan bir bürokratik vesayetin tahkim edilmesi durumuyla karşı karşıyayız. Bu yüzden bu anayasa paketini destekliyorum. Yeterli olmasa da, bütün bunlar bir araya geldiğinde elbette yeni bir Türkiye için bir başlangıçtır. Bu anayasa paketini Türk &#8211; Kürt meselesi için de önemli bir adım olarak görüyorum. Çünkü Kürt toplumunun bir Türkiye projesi içerisinde kendine yer edinmesinden, bir bütünleşmeden söz ediyorsak, ne tür bir Türkiye ile birlikte olacaklar sorusunun da cevabını bir miktar veriyor bu anayasa paketi. Biz daha demokratik bir Türkiye’nin kapısını açarak ancak, hepimizin haklarını, özgürlüklerini bir miktar genişleterek Kürtleri bu Türkiye projesine dahil edebiliriz. O açıdan da sembolik önemi olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Anayasa değişikliği bu konuda da bir rahatlama yaşatacak yani&#8230;<br />
Psikolojik olarak bir rahatlama yaşatacak. Anayasal düzenini reforme eden bir Türkiye ile entegrasyon düşünülecek. Belki barış sürecine de, silahların susmasına da bir miktar destek verecektir.</p>
<p>“AK ORDU” MÜMKÜN MÜ?<br />
Bütün bu süreçten TSK nasıl etkilenecek?<br />
Darbe meseleleri nedeniyle TSK’nın bir miktar sarsıldığını, itibar kaybına uğradığını düşünüyorum. Bir miktar büyünün bozulduğunu düşünmek için de sebep var. Yani TSK’ya duyulan saygı biraz yitirildi. Heron olayı mesela… Bir irtifa kaybı olduğu ortada. Şimdi, ordu ile sürekli bir ittifak içinde olan radikal Kemalist çevrelerin bir parça mahcubiyet duyduklarını ve bu ittifakın birazcık çatladığını düşünmek için sebep var. Dolayısıyla yeni bir başlangıç için, yani sivil-asker ilişkilerinde hükümetin yeni bir başlangıç oluşturması için bence mükemmel bir fırsat doğdu.</p>
<p>Bu konuda şöyle bir endişe var.  Özellikle son YAŞ&#8217;taki atamalardan sonra AK Parti’nin “kendi ordusunu yaratacağı” iddia edildi. Zira bazı komutanların ataması reddedilince, AK Parti’ye yakın komutanların önünün açıldığı söylendi. En son CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “YAŞ sürecinde yargı kullanılarak TSK’nın dizayn edildiğini, AK Parti’nin yargı içinde yapılandığını” söyledi. Böyle bir şey mümkün mü? AK Parti’nin “kendi ordusunu”, kendi komuta kademesini yaratması mümkün mü?<br />
Böyle bir şey mümkün değil. Ama böyle bir izlenimin, böyle bir şaiyanın, düşüncenin ortaya çıkmasının arkasında yatan neden çok açık. Daha önce de ifade ettim. 2002’den bu yana sürekli olarak horlanan, köşeye sıkıştırılan, hakarete uğrayan, itilen bir seçilmiş sivil iktidarla karşı karşıyayız. Bu tür bir konjonktürde, bu kadar köşeye sıkıştırılmış bir iktidarın yandaş komutan atama yoluna gitmesi teorik olarak mümkündür. Ancak fiiliyatta AK Parti bunu yapıyor diyemiyorum çünkü “yandaş komutan” atayabilmesi için ya AK Parti’ye sempati duyan ya da AK Parti’ye olmasa bile demokratik sivil denetime ve iradeye saygısı olan komutanların olması gerekir. Ben ikisinin de biraz güç olduğunu düşünüyorum. İkinci ihtimale “Hilmi Özkök” örneğini verirseniz, Özkök’ün demokratik eğiliminin hem kendi dönemindeki komutanlarca hem de kendisinden sonra gelen genelkurmay başkanlarınca paylaşılmamasının da çok anlamlı olduğunu, yani ne AK Parti’ye sıcak bakan ne de bağımsız-demokrat nitelikli bir düşünce akımının orduda yeşeremediği cevabını veririm. Dolayısıyla AK Parti’nin kendi ordusunu istese bile nasıl yaratacağı büyük bir sorun.</p>
<p>İkisi de olmaz yani&#8230;<br />
İki ihtimal de çok zayıf. “Kendi ordusunu kurma” iddiası son zamanlarda sivil emniyet teşkilatına ve bir derecede de orduya sızdığı düşünülen Gülen’ci hareketi ifade etmek anlamında kullanıldıysa bu iki hareketin birbiriyle dirsek teması ve yakınlığı olmasına rağmen önemli noktalarda ayrıştığını ve tamamen örtüşmediğini düşünmeliyiz.</p>
<p>Bu noktada, Başbakan Erdoğan’la dönemin genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt arasında gerçekleşen Dolmabahçe görüşmesi ne anlam ifade ediyor?<br />
Bu kadar radikal bir şekilde sertleşmiş sivil ve bürokratik uçların olduğu bir ülkede bu tür buluşmaları bir emniyet süpabı olarak görmek gerekir. Bu tür uzlaşmaların, tavizlerin yapılamadığı bir ortamda patlamaların ne kadar şiddetli olacağını bir düşünün. Dolayısıyla, evet bu buluşmada belki bir ilkesizlik, “çok da etik olmayan” bir teklif var, ama olması da iyi olmuş. Hiç olmazsa patlama noktasına gelen sertliği yumuşatan bir buluşma veya buluşmalar serisi olmuş. Çünkü buluşmanın da tek olduğuna inanmak için bir neden yok. Herhalde temas noktaları var karşılıklı iki tarafın.</p>
<p>Peki son YAŞ sürecinde yaşananlar sizce bir devrim mi?<br />
Tabii, çok önemli. Neil Armstrong’un dediği gibi “bizim için küçük ama insanlık için büyük bir adım…” Aynı durum. Yerleşik Batı demokrasilerinde sürekli rastlanan bir durum bu ama bizde çok büyük bir adım. Bu YAŞ toplantısı bir dengenin değiştiğini göstermesi bakımından dönüm noktası. Askeri ve müttefiki olan sivil bürokrasinin vesayetinin, sivil siyaseti gölgeleyen müdahalelerinin,  ruhunun, mevzuatının, teamüllerinin delindiği bir noktadır bu. Dolayısıyla çok önemsiyorum.</p>
<p>REFERANDUMDA NE OLUR?<br />
Diyelim, referandumda hayır çıktı. Bu takdirde Türkiye bu değişiklikleri AB’ye uyum yasaları çerçevesinde daha sonra yapmak zorunda kalmayacak mı?<br />
Tümüyle katılıyorum. Hayır çıktığı takdirde, başbakanın bir zamanlar söylediği gibi Ankara kriterleri devreye girmeli. Ancak bu ülkede giremiyor. Çünkü anayasanın vadettiği çoğunluğu bulsa bile, Anayasa Mahkemesi’nden dönüyor. Bürokratik vesayet nedeniyle Ankara kriterleri devreye giriyor. Ben hayır oyu çıkacağını düşünmüyorum açıkçası. AK Parti’nin kendi seçmen kitlesinin hayır oyu vermesi için hiçbir neden yok. Az bir farkla çıkar belki ama, yüzde 50’den yüzde 60’a kadar yolu var. Hatta onu aşabilir bile diye düşünüyorum.</p>
<p>Başbakan referandumu 12 Eylül ve 27 Mayıs’la hesaplaşma olarak görüyor. Sizce öyle mi?<br />
İlk bakışta doğru. İçerdiği maddeler bakımından bu iki darbe rejimiyle hesaplaşır görünen bir anayasa reformu paketi. Fakat daha detaylı, analitik bakacak olursak hesaplaşmayı birincil amaç olarak görmekten çok normalleşmeye ve hükümeti pratikte rahatlatmaya yönelik bir paket bu. Türkiye üzerinde askeri ve sivil bürokratik vesayetin bir ölçüde hafifletilmesine, işin içine seçilmiş iradeyi de katmaya dayanan bir anayasa paketi söz konusu. Evet bu hem bir hesaplaşma hem de normalleşme paketi ama başta da söylediğim gibi, yetersiz. Anayasa paketi bu haliyle kalırsa, birazcık sevinip sonra tekrar ağlamaya başlamaktan korkuyorum. Hükümet reformları hızlandırmalı.</p>
<p>“CHP BU SÜREÇTE DESTEK OLMALIYDI”<br />
Peki bu süreçte muhalefetin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?<br />
Korkunç! Bunu, muhalefet etmiş olmak için muhalefet etmeye bağlıyorum. Bu da bir teamül Türk siyasetinde. Birkaç tırnak içinde “sosyal demokrat” demem gereken bir partinin rejimin temel meselelerine olumlu anlamda el atan, hak ve özgürlükleri bir miktar genişleten bu tür yapılara geçit vermemesi ve bunları aslında sivil vesayet olarak nitelendirmesi çok korkunç. Kaldı ki bu temel meseleler -örneğin Kürt meselesi- kapıya gelip sıkıştırmış durumda Türkiye’yi. Bu meselede CHP’nin hükümete bir an evvel el verip yeni bir “insan güvenliği” anlayışını hem Türkiye’de hem o bölgede yükseltmesi gerekir. Kürt meselesinde CHP ve AK Parti ittifakının bir an önce gerçekleşmesini dileyenlerdenim, bu Türkiye için şart. Ütopik de olsa. Böyle bir şeyin olması için tabii öncelikle anayasa reformuna destek olmaları gerekiyordu. Çünkü bu, yeni bir Türkiye ve umutlu bir geleceğin kapısını açıyor. Böyle bir Türkiye ile bütünleşmek isteyecektir Kürtler.</p>
<p>BDP’nin yaklaşımı için ne diyorsunuz?<br />
BDP’nin tavrında desteklenecek bir yan yok. Onlar da muhalefet etmiş olmak için muhalefet etmekteler. Bu tür politikalar aslında artık çağın dışında kaldı, ama hâlâ Türkiye’de geçerliliğini koruyor. BDP de o da sertlikten büyük ölçüde beslenen bir parti. Her ne kadar içindeki bazı kadroların daha entelektüel, yumuşak, seçkinci bir bakış açısı varmış gibi görünse de sertlik açısından BDP de bence diğer oluşumların hiç dışında değil.<br />
kaynak:haberturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/ak-ordu-mumkunmu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahudi düşmanı Hitler Yahudi ve Afrikalıymış!</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/yahudi-dusmani-hitler-yahudi-ve-afrikaliymis/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/yahudi-dusmani-hitler-yahudi-ve-afrikaliymis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 06:33:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1002</guid>
		<description><![CDATA[BELÇİKA’da yayınlanan Knack Dergisi, Nazi lideri Adolf Hitler’in genetik olarak Kuzey Afrikalılar ve Yahudilerle akraba olduğunu öne sürdü. Hitler’in Avusturya ve ABD’de yaşayan akrabalarının babadan oğula geçen ‘Y’ kromozomlarını inceleyen gazeteci Jean-Paul Mulders, Hitler’in ‘E1b1b’ haplo grubuna dahil olduğunu, bu grubun da Almanya ve Batı Avrupa’da çok az bulunduğunu yazdı. ARİ IRKTAN GELMİYORMUŞ Bu grubun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BELÇİKA’da yayınlanan Knack Dergisi, Nazi lideri Adolf Hitler’in genetik olarak Kuzey Afrikalılar ve Yahudilerle akraba olduğunu öne sürdü. Hitler’in Avusturya ve ABD’de yaşayan akrabalarının babadan oğula geçen ‘Y’ kromozomlarını inceleyen gazeteci Jean-Paul Mulders, Hitler’in ‘E1b1b’ haplo grubuna dahil olduğunu, bu grubun da Almanya ve Batı Avrupa’da çok az bulunduğunu yazdı.</p>
<p>ARİ IRKTAN GELMİYORMUŞ</p>
<p>Bu grubun özellikle Afrika’nın kuzeydoğusunda ve Ortadoğu’da görüldüğünü vurgulayan dergi, Yunanların ve Sicilyalıların yüzde 25’inin de ‘E1b1b’e dahil olduklarını belirtti. Haberde, bu grubun en fazla Afrika’da yaşayan Berberi toplumunda görüldüğüne de ayrıca dikkat çekildi. Diğer yandan ‘E1b1b’ haplo grubunun Doğu Avrupa’daki Aşkenazi Yahudilerinde de çok görüldüğü kaydedildi. Hitler’in ari ırktan geldiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Mulders, “Hitler’in belki de nefret ettiği insanlarla akraba olduğunu söyleyebiliriz” diye yazdı. 2008 yılında Hitler’in ‘çocuğu’ olduğunu iddia eden Jean-Marie Loret’in iddiasını araştıran Belçikalı gazeteci, Hitler’in hayatta olan erkek akrabalarının izini sürerek DNA örneklerini almıştı.</p>
<p>kaynak: habertürk</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/yahudi-dusmani-hitler-yahudi-ve-afrikaliymis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çok lüks, ilgi görmez denildi</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/cok-luks-ilgi-gormez-denildi/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/cok-luks-ilgi-gormez-denildi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 06:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=1000</guid>
		<description><![CDATA[İSTANBUL Deniz Otobüsleri (İDO) tarafından işletilen Deniz Taksi, 2008 Temmuz ayında hizmete girdiğinde “çok lüks, ilgi görmez” diye bazı çevreler tarafından eleştiri yağmuruna tutulmuştu. Ancak aradan geçen zamanda eleştirilerin ne kadar yersiz olduğu ortaya çıktı. Etrafı denizle çevrili kentimizde, kara trafiğinde yaşanan sorunlar denizden ulaşımı ve deniz taksiye olan ilgiyi bir hayli artırdı. TAKSİYE ÇOK [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL Deniz Otobüsleri (İDO) tarafından işletilen Deniz Taksi, 2008 Temmuz ayında hizmete girdiğinde “çok lüks, ilgi görmez” diye bazı çevreler tarafından eleştiri yağmuruna tutulmuştu. Ancak aradan geçen zamanda eleştirilerin ne kadar yersiz olduğu ortaya çıktı. Etrafı denizle çevrili kentimizde, kara trafiğinde yaşanan sorunlar denizden ulaşımı ve deniz taksiye olan ilgiyi bir hayli artırdı.</p>
<p>TAKSİYE ÇOK TALEP VAR</p>
<p>Öyle ki, zamanında “pahalı” denilen deniz taksi bile yetersiz kaldı. Büyükşehir Belediyesi’nden alınan verilere göre, 26 Temmuz 2008 yılından 30 Nisan 2010’a kadar Deniz Taksi’yi toplam68 bin kişi çağırdı. Ancak bu talebin sadece 17 bini karşılandı. Bu tarihler arasında ise 51 bin yolcu taşındı. Görüldüğü gibi ücreti yüksek olarak görülse de Deniz Taksi’ye talep çok. Şu andaMarmara sularında 10 taksi hizmet veriyor. İDO, bu sayının yetersiz olduğunu gördüğü için taksi sayısını 20’ye çıkarmak üzere çalışmalara başladı. Belirlenen iskelelerden yolcuları alan Deniz Taksi’yle ulaşımpahalı olarak görülse de karayolu ile ulaşımın büyük sorun olduğu kentimizde denizden kolay ve konforlu bir ulaşımın elbette bir bedeli var.</p>
<p>GECE TARİFİ UYGULANMIYOR</p>
<p>Toplu taşıma hizmeti veremeyen Deniz Taksi’yle Boğaz’ın bir ucundaki Büyükada’dan diğer ucundaki Rumeli Kavağı’na ulaşmanın süresi 92 dakika, ücreti ise 368 TL. En kısamesafelerden Bebek’ten; Kandilli, Küçüksu, Arnavutköy’e ulaşmak 4 dakika, ücreti ise 40 TL. Taksilerde ister 10 kişi ister bir kişi binsin toplamda bu ücreti ödüyor. 7 gün 24 saat hizmet veren Deniz Taksi’de gece tarifi uygulanmıyor.</p>
<p>Güvenlik ve konfor ön planda</p>
<p>DENİZ Taksi’yle yolculuğun konforu da bambaşka. 10 yolcuya hizmet veren takside 1 kaptan ve bir gemici var. Taksilerde konfor ve güvenlik ön planda. Koltuklar ayarlanabilir, her koltukta ayrı emniyet kemeri sistemi var. Can yelekleri, yolcuların kolaylıkla ulaşabilecekleri koltuk altlarında. Kaptan ve yolcu kabini arasındaki sesli iletişimi sağlamak için bir dahili telefon bulunuyor. İç döşemeleri yapay deri olan takside, müzik sistemi, CD çalar, DVD oynatıcı ve LED monitör bulunuyor.</p>
<p>kaynak : GAZETE HABERTURK/ HT İSTANBUL</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/cok-luks-ilgi-gormez-denildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kavgaya Ferdi Tayfur da katıldı</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/kavgaya-ferdi-tayfur-da-katildi/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/kavgaya-ferdi-tayfur-da-katildi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 06:49:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=998</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde sağlık sorunlarıyla gündeme gelenve art arda hastaneye yatmak zorunda kalan Ferdi Tayfur, eski hayat arkadaşı Necla Nazır&#8217;la, en küçük çocuğunun annesi Habibe Ümyani Demir arasındaki tartışmaya büyük tepki gösterdi. Kelebek&#8217;in haberine göre “Koyun can derdinde, kasap et&#8230; Ben sağlığımın derdine düşmüşüm, kimseyle uğraşacak halim yok. Onlar konuşsun. Ne konuştuklarını biliyorlar mı, ne söylediklerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde sağlık sorunlarıyla gündeme gelenve art arda hastaneye yatmak zorunda kalan Ferdi Tayfur, eski hayat arkadaşı Necla Nazır&#8217;la, en küçük çocuğunun annesi Habibe Ümyani Demir arasındaki tartışmaya büyük tepki gösterdi. Kelebek&#8217;in haberine göre “Koyun can derdinde, kasap et&#8230; Ben sağlığımın derdine düşmüşüm, kimseyle uğraşacak halim yok. Onlar konuşsun. Ne konuştuklarını biliyorlar mı, ne söylediklerini biliyorlar mı?” şeklinde konuşan Tayfur, iki tarafa da ateş püskürdü.</p>
<p>Habibe Ümyani Demir, basına yaptığı sürpriz açıklamayla 20 yıldır Tayfur&#8217;la birlikte olduğunu iddia ederek Necla Nazır&#8217;ı hedef almış ve &#8220;Ferdi&#8217;ye erkek evlat verdim, kimse geri dönecek diye beklemesin&#8221; demişti. Bunun üzerine Necla Nazır da &#8220;20 yıldır lağım faresi gibi yaşıyor&#8221; diyerek Demir&#8217;e çok ağır bir cevap vermişti.<br />
kaynak:haberturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/kavgaya-ferdi-tayfur-da-katildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKP bizim otelde kuruldu</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/akp-bizim-otelde-kuruldu/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/akp-bizim-otelde-kuruldu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 08:19:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=996</guid>
		<description><![CDATA[Ergenekon davası tutuklusu ve Başkent Üniversitesi eski rektörü Prof. Mehmet Haberal, ‘’AKP bizim Patalya Otel’de kuruldu. O toplantılar değil de bizim yaptıklarımız mı yasa dışı… O gün yanımızda olanlar bugün yoklar ama, unutulmasın ki siyasette makamlar gelip geçicidir’’ dedi. Prof. Haberal ile Prof. Fatih Hilmioğlu, kendilerini hastanede ziyaret eden CHP milletvekili Çetin Soysal’a bir çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ergenekon davası tutuklusu ve Başkent Üniversitesi eski rektörü Prof. Mehmet Haberal, ‘’AKP bizim Patalya Otel’de kuruldu. O toplantılar değil de bizim yaptıklarımız mı yasa dışı… O gün yanımızda olanlar bugün yoklar ama, unutulmasın ki siyasette makamlar gelip geçicidir’’ dedi.</p>
<p>Prof. Haberal ile Prof. Fatih Hilmioğlu, kendilerini hastanede ziyaret eden CHP milletvekili Çetin Soysal’a bir çok konuda dert yandı. Ergenekon iddianamesine de giren Kızılcahamam’daki Patalya Otel toplantılarına değinen Haberal, CHP milletvekiline şunları söyledi:</p>
<p>BİZİM OTELDE KURULDU</p>
<p>AKP’nin daha kuruluş aşamasında birçok toplantısı bizim Patalya Otelde ya da Başkent Üniversitesi salonlarında yapıldı. Oralarda sağlanan hizmetler ne çabuk unutuldu. O toplantılara bugünkü Başbakan ve bakanları da katıldı. O toplantılar değil de bizim aynı yerlerde yaptığımız toplantılar mı yasa dışı… Bu durum insanın içini acıtıyor.</p>
<p>NE ADAMLAR GÖRDÜM</p>
<p>Siyasetin içinde nice dostlarımız oldu. Nice insanın yaşamı benim tıbbi müdahalemle kurtuldu, yeniden hayata döndü. Bugün bakınca, o insanlara kızmıyorum ama yanımızda yoklar. Maalesef siyasi ikbal ve siyasi gelecek kaygısı, birçok şeyin önüne geçmiş. Oysa o makamlar gelip geçici. Ne adamlar gördüm hepsi de gelip geçtiler.</p>
<p>‘’TUTUKLULUK DEĞİL TUTSAKLIK’’</p>
<p>Soysal, soruları yanıtlarken de ‘’ Prof. Hilmioğlu siroz hastası ve 492 gündür tutuklu.. Halen savunması da alınmadı. Bu uygulamalar 12 Eylül’de bile yapılmadı. Bunun adı tutukluluktan öte tutsaklıktır, zorla alıkoymadır. Haberal da Hilmioğlu da tutsak alınmıştır” dedi ve şunları söyledi:</p>
<p>‘’ Prof. Haberal, 493 gündür tutulduğu o daracık hastane odasına, çektiği onca sıkıntıya rağmen küs değil, öfkeli değil, nefret dolu değil… Yargılanacaklarını ve bundan kaçınmadığını söylüyor. Ama ‘Hukuk işlesin, adam gibi hukuk işlesin’ mesajını verdi. Yeterli delil olmadan ve araştırma yapılmadan, sadece iftiralara ve karalamalara dayalı bir sürecin, hukukun işlemesine de engel oluşturduğuna dikkat çekiyor.’’</p>
<p>kaynak: Gazeteport</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/akp-bizim-otelde-kuruldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soruşturma Savcı Zekeriya Özden alınıyor</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/sorusturma-savci-zekeriya-ozden-aliniyor/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/sorusturma-savci-zekeriya-ozden-aliniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 06:45:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=994</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin gündemine oturan &#8216;İnternet Andıcı&#8217; soruşturması dosyası Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz&#8217;den resmi yazı ile istendi. Dün savcıya ulaşan yazıda, soruşturma dosyasının generaller ile ilgili kısmının Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı&#8217;ya 24 saat içerisinde devredilmesi gerektiği bildirildi. Yıllık izinde olan Başsavcı Aykut Cengiz Engin&#8217;in kendisi gibi yıllık izinde olan Başsavcı Vekili Çolakkadı&#8217;yı telefonla arayarak dosyayı istettiği öğrenildi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin gündemine oturan &#8216;İnternet Andıcı&#8217; soruşturması dosyası Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz&#8217;den resmi yazı ile istendi. Dün savcıya ulaşan yazıda, soruşturma dosyasının generaller ile ilgili kısmının Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı&#8217;ya 24 saat içerisinde devredilmesi gerektiği bildirildi.</p>
<p>Yıllık izinde olan Başsavcı Aykut Cengiz Engin&#8217;in kendisi gibi yıllık izinde olan Başsavcı Vekili Çolakkadı&#8217;yı telefonla arayarak dosyayı istettiği öğrenildi. İzinde olan Çolakkadı da önceki gün adliyeye gelerek şu an kendisine vekalet eden Savcı Rasim Işıkaltın&#8217;la görüştü. Çolakkadı, Engin&#8217;in talimatı doğrultusunda dosyayı Öz&#8217;den istemesi için Işıkaltın&#8217;a yazı yazmasını söyledi.</p>
<p>Bunun üzerine Savcı Işıkaltın, 2 gün sonra izni bitecek olan Çolakkadı&#8217;nın yazıyı kendisinin yazmasının doğru olacağını söyledi. Bu tartışma üzerine dosyanın bir an önce devredilmesi için yeni bir formül geliştirildi. Öz&#8217;den dosyayı isteyen yazıda Savcı Işıkaltın&#8217;ın unvanı, &#8220;Başsavcı Vekili (Geçici)&#8221; olarak yazıldı.</p>
<p>Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, Habertürk muhabirine, genelge doğrultusunda hareket ettiklerini belirterek, &#8220;İzin dönüşü generallerle ilgili soruşturmayı ben devralabilirim. Herkes kafasına göre hareket edemez. Ederse yasaya aykırı hareket etmiş olur&#8221; dedi.<br />
kaynak:haberturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/sorusturma-savci-zekeriya-ozden-aliniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yankesiciye Başkan darbesi !</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/yankesiciye-baskan-darbesi/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/yankesiciye-baskan-darbesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 06:31:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=992</guid>
		<description><![CDATA[Söke Belediye Başkanı Necdet Özekmekçi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun Aydın mitinginin ardından cüzdanını çalmaya çalışan kişiyi yakaladı. Kılıçdaroğlu, İstasyon Meydanı&#8217;ndaki mitingden ayrılırken, Söke Belediye Başkanı Necdet Özekmekçi&#8217;nin cüzdanı kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi tarafından çalınmak istendi. Özekmekçi, bu kişinin bileğini tutarak, cebinden aldığı cüzdanı bırakmasını istedi. Özekmekçi, cüzdanı bırakmayan yankesiciyi yumruklamaya başladı. Özekmekçi cüzdanını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Söke Belediye Başkanı Necdet Özekmekçi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun Aydın mitinginin ardından cüzdanını çalmaya çalışan kişiyi yakaladı.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, İstasyon Meydanı&#8217;ndaki mitingden ayrılırken, Söke Belediye Başkanı Necdet Özekmekçi&#8217;nin cüzdanı kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi tarafından çalınmak istendi.</p>
<p>Özekmekçi, bu kişinin bileğini tutarak, cebinden aldığı cüzdanı bırakmasını istedi. Özekmekçi, cüzdanı bırakmayan yankesiciyi yumruklamaya başladı.</p>
<p>Özekmekçi cüzdanını geri almayı başarırken zanlı, polis ekiplerine teslim edildi.<br />
kaynak:haber3.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/yankesiciye-baskan-darbesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet tartışmaşı kavgaya dönüştü</title>
		<link>http://www.andreklam.com.tr/internet-tartismasi-kavgaya-donustu/</link>
		<comments>http://www.andreklam.com.tr/internet-tartismasi-kavgaya-donustu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 07:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.andreklam.com.tr/?p=990</guid>
		<description><![CDATA[Yaşadığı aşklar ve aykın davranışlarıyla gündemden düşmeyen sosyetik güzel Yasemin Kozanoğlu, erkek arkadaşıyla , gittiği Gündoğan Loco Beach&#8217;te ortalığı birbirine kattı. HT MAGAZİN / Uğur SOYSAL Denize girmek ve güneşlenmek için Loco Beach&#8217;e gelen ikiliden Yasemin Kozanoğlu, iskelede sevgilisine eşlik edeceğine internette sörf yapmayı tercih edince erkek arkadaşı hayli sinirlendi. Bir saati aşkın süre bekleyince [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşadığı aşklar ve aykın davranışlarıyla gündemden düşmeyen sosyetik güzel Yasemin Kozanoğlu, erkek arkadaşıyla , gittiği Gündoğan Loco Beach&#8217;te ortalığı birbirine kattı.</p>
<p>HT MAGAZİN / Uğur SOYSAL</p>
<p>Denize girmek ve güneşlenmek için Loco Beach&#8217;e gelen ikiliden Yasemin Kozanoğlu, iskelede sevgilisine eşlik edeceğine internette sörf yapmayı tercih edince erkek arkadaşı hayli sinirlendi. Bir saati aşkın süre bekleyince sinirleri hayli gerilen genç adam, fevri davranışlar sergileyen Yasemin Kozanoğlu&#8217;yla tartışmaya başladı. Ancak çiftin çıkardığı gürültü diğer tatilcileri rahatsız edince ortalık tam anlamıyla karıştı. &#8220;Buraya dinlenmeye geldik. Sizi mi dinleyeceğiz? Gidin kavga edecek başka yer bulun&#8217; diyen tatilcilerle de tartışan genç sevgililer hışımla mekândan ayrıldı. Ne var ki tartışma mekândan ayrılmalarına rağmen sona ermedi. Otoparkta birbirlerine bağırmaya devam eden çift, bir süre sonra gözden kayboldu.<br />
kaynak: haberturk.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.andreklam.com.tr/internet-tartismasi-kavgaya-donustu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
